
1. Gün _Termessos Antik Kenti / Beydağları
Havalimanında buluştuktan sonra yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculukla Termessos Antik Kenti’ne geçiyoruz. Güllük Dağı (Termessos) Milli Parkı içinde yer alan bu alan, Akdeniz maki formasyonunun korunmuş örneklerinden birini sunar. Ferula tingitana, Psilostemon chamapeuce, Papaver gracile ve Ophrys reinholdii göreceğimiz bitkilerden bazıları.
Termessos, Antalya’nın kuzeyinde, deniz seviyesinden yaklaşık 1050 metre yüksekte, dağların arasında konumlanan bir antik kenttir. Yerleşim biçimi ve savunma sistemi, bulunduğu coğrafyayla doğrudan ilişki kurar; kent, doğaya rağmen değil, onunla birlikte şekillenir. Şehir surları, kuleler, kral yolu, Hadrian Kapısı, gymnasium, agora, tiyatro, odeon ve nekropol alanları bu yapının temel parçalarını oluşturur. Güllük Dağı (Termessos) Milli Parkı’nın dik yamaçları, Güver Uçurumu ve tipik Akdeniz bitki örtüsüyle birlikte, nadir türleri barındıran özgün bir ekosistem ortaya koyar.




2. Gün — Saklıkent
Onobrychis cornuta, Papaver lateritium gibi alpin kuşakta yetişen bitkileri görmek için Saklıkent’e gidiyoruz. Antalya’nın batısında, Toros Dağları üzerinde yer alan bu bölge, yüksek rakımı ve hızlı değişen iklimiyle zengin bir bitki örtüsüne sahip.
Mayıs ayında kar erimesiyle birlikte dağ gelinciği türleri (Papaver spp.), geven (Astragalus spp.), kekik ve yüksek rakım çayır bitkileri görülür. Saklıkent, Akdeniz ile alpin flora arasındaki geçişi net biçimde okuma imkânı verir.



3. Gün — Phaselis & Beycik
Phaselis Antik Kenti ve Tahtalı Dağı eteklerindeki Beycik Köyü yaylaları birlikte ele alınıyor. Beycik, sedir ormanlarıyla ve zengin endemik flora çeşitliliğiyle öne çıkar. Akdeniz’in yüksek rakım ekosistemlerinden biri olarak, bitki örtüsü belirgin bir şekilde katmanlıdır. Bu bölgede Dorostachys hastata, Nepeta phyllochlamys ve Papaver rhoeas gibi türler gözlemliyoruz. Phaselis ise deniz, ticaret ve antik yerleşim ilişkisini kıyı ekosistemiyle birlikte okuma imkânı sunar.




